|
|
Açılış sayfam yapmak
istiyorum.
Favorilerime Ekle
Çiçek ve Su
Günün birinde bir çiçekle su
karşılaşır ve arkadaş olurlar,ilk önceleri arkadaşlık olarak devam eder bu
durum, tabi ki zaman lazımdır birbirini tanımak için, gel zaman git zaman
çiçek o kadar mutlu olur ki mutluluktan içi içine sığmaz artık ve anlar ki
suya aşık olmuştur. İlk kez aşık olan çiçek etrafa kokular saçar sırf senin
hatırın için ey su diye.
Öyle zaman gelir ki artık su da içinde çiçeğe karşı bir şeyler hissetmeye
başlar, zanneder ki çiçeğe aşık oldum ama su da ilk defa aşık oluyordur.
Günler ve aylar birbirini kovalar ve çiçek acaba su beni sevmiyor mu diye
düşünmeye başlar. Çünkü su pek ilgilenmez çiçekle halbuki çiçek alışkın
değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz.
Çiçek suya seni seviyorum der, su bende seni seviyorum der. Aradan zaman
geçer ve çiçek yine suya seni seviyorum der, su sabırla bende der, çiçek
sabırlıdır bekler bekler bekler. Artık öyle bır duruma gelir ki , çiçek koku
saçamaz artık etrafa, ve son kez suya seni seviyorum der, su da ona söyledim
ya ben de seni seviyorum der.
Ve gün gelir çiçek yataklara düşer,hastalanmıştır. Çiçek artık , rengi
solmuş çehresi sararmıştır, çiçeğin. Yataklardadır artık çiçek, suda basında
bekler çiçeğin yardımcı olmak için dostuna, bellidir ki artık çiçek
ölecektir ve son kez zorlukla basını döndürerek çiçek, suya der ki "seni ben
gerçekten seviyorum" çok hüzünlenir su bu durum karsısında ve son çare
olarak bir doktor çağırır nedir sorun diye, doktor gelir ve muayene eder
çiçeği.
Muayeneden sonra söyle der doktor "hastanın durumu ümitsiz artık elimizden
bir şey gelmez "su merak eder sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık nedir
diye, ve sorar doktora hastalığı nedir diye, doktor yukarıdan aşağıya bir
bakar suya ve der ki" çiçeğin bir hastalığı yok dostum, bu çiçek sadece
susuz kalmış, ölümü onun için der" ve anlar ki su artık, sevgiliye sadece
seni seviyorum yetmemektedir.
Bulut ile
Yıldız
Bir zamanlar gökyüzünde
birbirlerini
gerçekten çok seven bir bulutla yıldız vardı...
Bulut gökyüzünün en şeker, en pembe bulutu
yıldızsa; en parlak, umudu en çok yansıtan yıldızıydı...
Gökyüzündeki her varlık onların sevgisini kıskanırdı...
Tatlı bir kıskançlıktı onlarınkisi... Ama biri vardı ki;
bulut ve yıldızın ayrılmalarını yürekten istiyordu...
Hem de yıldızın en yakın arkadaşı olmasına rağmen...
Bulut biraz saftı, kimseyi kıramazdı...
Yıldızsa bulutu için elinden gelen her şeyi yapabilir,
herkese meydan okuyabilirdi... Zaten onun için
bir bulutu bir de çok sevdiği dostu peri vardı...
Bir derdi olduğunda gider periye anlatırdı...
Nereden bilebilirdi ki, perinin bir gün bunların hepsini
yıldızla bulutun ayrılmalari için kullanacağını?
Bir gün nazar değdi bulutla yıldıza...
Hiç yoktan bir sebepten tartıştılar.
Bulut, çekti gitti, hatalı olmasına rağmen.
Yıldızsa "Nasılsa bulutum beni seviyor,
dönecektir." diye düşündü... Fakat hiç bir şey
beklendiği gibi gitmedi... Bulut dönmedi.
Kim bilir, belki de cesaret edemedi dönmeye.
Tek bir gerçek vardı ki:
O da; ikisinin de çok üzgün olduklarıydı...
Gökyüzündeki iyilik melekleri bile ağladılar
onların durumlarına ama ne fayda...
Ertesi gün yıldız olanları en yakın dostu periye anlattı...
Periyse göstermelik bir hüzne büründü...
Eline büyük bir fırsat geçmişti. Artık hayatı boyunca
kıskandığı kişiye karşı kozları vardı elinde.
O kişi, en yakın dostu yıldız olmasına rağmen
kullanacaktı kozlarını... Hem de büyük bir zevkle...
Bulutun yanına gitti ve yıldızın artık onu sevmediğini
söyledi. Bulutsa üzüldü, boynunu büktü ama elinden
hiç bir şey gelmeyeceğini düşündü...
Çünkü yıldız inatçıydı..
Bir kere olmaz dediyse, bir daha olur demezdi.
Peri de bulutun bu üzgün durumundan yararlanıp
ona olan sevgisini itiraf etti...
Bulut da kimseyi kıramadığı için perinin,
yıldızının yerine geçmesine izin verdi...
Yıldız, günlerce bulutunun dönmesini,
ondan af dilemesini bekledi... Ama bulut gelmedi.
Bir gün yıldız, bulutun yanına gidip,
konuşmaya karar verdi. Gece yola çıktı.
Bulut, dostu sandığı periyle birlikte ayda eleleydi...
Melekler dayanamayıp, tüm olan biteni anlattılar yıldıza...
Çok üzüldü ve çaresiz, döndü arkasını gitti...
Yavaş yavaş sönmeye başladı...
O günden sonra yıldız söndü, ışık veremez oldu..
Bulutsa artık ne o kadar pembe, ne de o kadar kadifeydi.
Yıldız, ilk zamanlar her şeyden vazgeçti, hayata küstü...
Ama kolay pes etmezdi.
Kısa bir süre sonra hayatıyla ilgili o önemli kararı verdi.
O güne kadar hiç görmediği güneşin yanına gidecekti
ve biraz daha ışık isteyecekti ondan. Çok geçmeden
daha önce hiç görmediği güneşin yanına gitti...
Ondan yansıtması için biraz daha ışık istedi...
Güneş ışık yerine sevgisini verdi yıldıza...
O gün bu gündür yıldız,
dünyaya güneşin sevgisini yansıtır....
Bulutsa; hep gözyaşlarını akıtır dünyaya...
Bir de yüreğinde kopan fırtınaları...
|
|