Yazarlık Kariyeri
Orhan Pamuk yazarlığa 1974 yılında başladı.
1979 yılında ilk romanı olan Karanlık ve
Işık ile katıldığı Milliyet Roman
Yarışmasında birincilik ödülünü Mehmet
Eroğlu ile paylaştı. Bu romanı ancak 1982
yılında Cevdet Bey ve Oğulları adıyla
yayımlandı. 1983 yılında bu kitapla Orhan
Kemal Roman Ödülüne layık görüldü.
Pamuk'un daha sonra yazdığı kitaplar da çok
sayıda ödül kazandı. İkinci romanı olan
Sessiz Ev 1984 yılında Madaralı Roman
Ödülünü kazandı. Bu romanın Fransızca
tercümesi de 1991 yılında Prix de la
Découverte Européenne ödülüne hak
kazandı. 1985 yılında yayımlanan tarihi
romanı Beyaz Kale (Bu romanda yazar,
Fuad Carım çevirisinin Güncel Yayıncılık'tan
Pedro'nun Zorunlu İstanbul Seyahati
adlı eserinden intihal yapıldığı iddia
edilmektedir. Hatta cümlelerden öte, romanın
örgüsüde bahsi geçen romandan alındığı
söylenmektedir. ) Bu kitabıyla 1990 yılında
ABD'de Independent Award for Foreign
Fiction ödülünü kazandı ve yurtdışında
tanınmaya başlandı.[3]
Orhan Pamuk, 2002 yılında yayımlanan Kar
kitabını, Türkiye'nin etnik ve politik
meseleleri üzerine kurulu bir politik
roman olarak tanımlamaktadır. Kar
romanı Amerika'da 2004 yılında "yılın en iyi
10 kitabından biri" olarak gösterilmiştir.
Yıllar geçtikçe Orhan Pamuk'un Türkiye
dışındaki ünü artmaya devam etti. 1998
yılında yayımlanan Benim Adım Kırmızı
24 dile çevrildi ve 2003 yılında İrlanda'nın
ünlü International IMPAC Dublin Literary
Award ödülünü kazandı.
Romanlarının dışında, yazılarından ve
söyleşilerinden seçmelerin ve bir
hikâyesinin yer aldığı Öteki Renkler
(1999) ve Ömer Kavur'un yönettiği Gizli
Yüz adlı filmin senaryosu (1992) vardır.
Bu senaryo, 1990 yılında yayımladığı Kara
Kitap romanındaki bir bölümden yola
çıkılarak yazılmıştır.
Orhan Pamuk, romancılığının yanısıra insan
hakları, düşünce özgürlüğü, demokrasi ve
benzeri konulardaki düşüncelerini makaleler
ve söyleşiler yoluyla aktarmaktadır. Şubat
2005 tarihinde İsviçre'de yayımlanan
Tages-Anzeiger, Basler Zeitung,
Berner Zeitung ve Solothurner
Tagblatt adlı gazetelerin haftalık eki
olarak çıkan Das Magazin dergisine
verdiği demeçte ifade ettiği "Bu
topraklarda 30 bin Kürt ve 1 milyon Ermeni
öldürüldü ama hiç kimse bunları konuşmaya
cesaret edemiyor." sözleri Türkiye'de
büyük eleştirilere neden oldu. Yazar, bu
sözlerinden ötürü Türklüğe hakaret suçuyla 6
ay ila 3 yıl hapis istemiyle mahkemeye
verildi. Mahkeme dünya çapında büyük ilgi
uyandırdı. Orhan Pamuk'a karşı açılan bu
dava T.C. Adalet Bakanlığı'nın onayını
gerektiriyordu. Bu onay verilmeyince 22 Ocak
2006 tarihinde mahkeme yetkisizlik kararı
verdi ve dava düştü.
Orhan Pamuk ABD'de yayımlanan Time
dergisinin 8 Mayıs 2006 tarihli sayısının
"Time 100: Dünyamızı Biçimlendiren Kişiler"
başlıklı kapak yazısında tanıtılan 100
kişiden biri oldu. 2007 Mayıs'ında yapılan
60. Cannes Film Festivali'nde jüri üyeliği
yapmıştır.